1
1
1
1
1
1

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

 
 
 
Mezoterapi Saç Mezoterapisi
Selulit Giderme Botox ile Kırışıklık Giderme
Cilt Gençleştirme Mezolift (Yüz Mezoterapisi)
Yüz Germe Yaşlılık Benleri Tedavisi
Bölgesel Zayıflama ve Lipoliz Çillerin tedavisi
Akne Tedavisi Doğum Lekeleri Tedavisi
Terleme Tedavisi Doğum Sonrası Çatlak Tedavisi
Leke Tedavisi Yosun Tedavisi
Dolgu Tedavisi Yüzde Şekil Bozukluklarının Kalıcı Dolgu ile Tedavisi
Dudak Dolgunlaştırma Kalıcı Dövmelerin Silinmesi
Kimyasal Peeling  
 
Ameliyatsız yüz germe
Ameliyatsız burun estetiği
Kepçe Kulak Onarımı
Göz Kapağı Estetiği
Yüz Germe
Alın Germe
İz Tedavisi
Burun Estetiği
Kaş Kaldırma
Saç Ekimi
Liposuction
Cerrahi Olmayan Estetik Uygulamalar
-Mezoterapi Nedir?

Mezoterapi; vitaminlerin, minerallerin, aminoasitlerin, enzimlerin, homeopatik ilaçların , karışımlar halinde, mikroenjeksiyon tekniği ile cildin orta tabakasına enjekte edilmesi yöntemidir. Latince mezo(orta) ve terapi(tedavi) kelimelerinden meydana gelmiş olup orta deritedavisi anlamındadır.

1952’de Dr. Michel Pistor’un tesadüfen geliştirdiği mezoterapi 1987’de Fransız Tıp Akademisi tarafından tıbbi bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmiştir. Tüm dünyada birçok alanda (cilt yenileme, sellülit, bölgesel incelme, saç tedavisi, çatlaklar, lekeler, çeşitli deri hastalıklarında, keloid tedavisinde, alerjik hastalıklarda……v.s.) yaygın olarak kullanılmaktadır. Başarı oranı yüksek olan uygulama mutlaka uzman hekimler tarafından yapılmalıdır. Tedavi edilecek durumlara bağlı olarak seçilen spesifik bölgelere, çok ince iğne uçları ile (4 – 6-13mm. boyunda ve 27 - 30 gauce inceliğinde iğnelerle) uygulanır . Önemli olan hazırlanan kokteylde kullanılan ilaçların farmakolojik özelliklerini, birbirleri ile olan etkileşimlerini ve yan etki potansiyellerini iyi bilmektir.

Hissedilen ağrı, iğnelerin boyutlarıyla orantılı olarak oldukça azdır. Tedavinin seans sayısı, uygulama yapılan kişiye, problemin derecesine ve enjeksiyonun yapılacağı bölgeye bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

 
- Selulit Giderme
Selülit genel yağlanmadan farklı bir durum olup diyetle, egzersizle veya diğer zayıflama yöntemleriyle tamamen ortadan kaldırılamaz. Selülitin en etkin tedavilerinden birisi de mezoterapidir. Tedavinin amacı kan ve lenf dolaşımını düzenlemek, fazla yağların parçalanmasını sağlamak, böylece selülitli dokuyu ortadan kaldırmaktır. Parçalanan yağların yakılması için tedavi, diyet, egzersiz, akustik wave cihazları ile desteklenir.

Bölgesel zayıflama ve sellülit tedavisinde yağ dokusunun aşırı toplandığı tüm bölgelere uygulama yapılabilir. İlaçlar mikroenjeksiyon tekniği ile cilde 1 - 6 mm derinliğinde ve ortalama 1 cm aralıklarla enjekte edilir. Enjeksiyonun içine bölgesel kan dolaşımını düzenleyen belli farmakolojik özelliklere sahip ilaçlar konur ve bunlar genellikle doğal bitkiseldir. Kişinin ihtiyacına göre haftada 1 - 2 kez uygulama yapılır. Kullanılan maddeler sistemik dolaşıma karışmaz. Tedavi sırasında kafeinli içeceklerden (çay, kahve, kola), soda ve tuzdan uzak olmalı; yağsız, şekersiz, posalı yiyeceklerden oluşan diyetler uygulanması tavsiye edilmektedir.
Tedavi hastanın durumuna göre 8 - 15 seans uygulanır. Cilt esnek ve pürüzsüz bir görünüm kazanır. Eğer hasta diyet ile bunu korursa sonuçlar kalıcıdır.

Mezoterapinin en büyük avantajlardan birisi bölgede zayıflama sağlarkan sarkma probleminin olmaması ve tam tersine toparlama ve şekillenme göstermesidir.
 
- Cilt ve Yüz Gençleştirme
Ameliyatsız yöntemlerle yüzü gençleştirmek mümkündür. Ancak belli bir yere kadar... En azından süreci geciktirmek mümkündür. Yüzde yaşlılık belirtileri; kişinin yaşına, ailesel genetik özelliklerine, beslenme şekline, sigara alışkanlığına ve güneş etkisine ne kadar maruz kaldığına göre değişir. Bunun yanı sıra çeşitli kozmetik ürünler, botoks, laser, peeling gibi uygulamalar yaşlılık izlerini tamamen yok etmese bile geciktirir. Son zamanlarda sarkıklıkların giderilmesi için özel askı dikişleri de piyasaya sürülmüştür. Bu şekilde küçük bir cerrahi müdahale ile bir süreliğine sarkıklıkların toparlanması mümkün hale gelmiştir.

Öncelikle ayna karşısında yüzünüzün hangi özelliklerinden memnun olmadığınızı kendi başınıza tespit etmenizde büyük yarar vardır. Doktorunuzla görüşmenizde bunları belirtmeniz büyük kolaylık sağlar. Yüzün; alın, göz çevreleri, burun, yanaklar, ağız çevresi ve çene kısmından oluşan bir bütün olduğunu unutmamak gerekir. Buna bir de yakın komşulukta bulunan boyun bölgesi de eklenmelidir. Yaşlanma tüm bu dokuları birlikte etkileyen bir süreçtir. Bazen bir veya birkaç bölge daha çok etkilenmiş olabilir ve sadece bu bölgelere yönelik müdahale isteyebilirsiniz. Ancak istediğiniz bu bölgeler 10–15 sene önceki hallerine gelince bu sefer yüzün diğer kısımlarıyla doğal olmayan bir tezat oluşturabilirler. Doktorunuz, en doğal ifadeyi koruyarak sizi genç göstermek için gerekli önerilerde bulunacaktır.

 
- Ameliyatsız Yüz Germe
Happy Lift canlandırıcı deride herhangi bir yara izi bırakmadan, çok hızlı ve yumuşak bir teknikle gerçekleştirilen ve yüz gerdirme işleminde estetik cerrahinin geldiği son noktayı temsil eden bir yöntem. Kalıcılığını koruması için özel bir işlemden geçirilen Happy Lift iplerinin, gençleşmesi ve canlanması arzu edilen yüz bölgesine yerleştirilmesi ile uygulanıyor.

Uygulanma süresi bölgenin büyüklüğüyle orantılı olarak, 10 ile 40 dakika arasında değişiyor. Uygulamadan sonra, hiçbir acı ve ağrı hissetmeksizin birkaç yıl önceki genç yüzüne kavuşan kişilerin, düzgün ve sağlıklı bir yaşam düzeni sürdürmesi çok önemli. Çünkü Happy Lift uygulamasının etkisi, ancak bu koşullar çerçevesinde 5-6 yıl sürüyor.

Herhangi bir gençleştiriciden farklı olarak Happy Lift iplerinin kullanılarak gerçekleştirildiği yumuşak bir cerrahi yaklaşımdır. Bu ipler, alışılagelmiş gerdirme işlemine başvurmaya gerek kalmaksızın yüzdeki yumuşak dokuları desteklemekte; elmacık kemiği ve etrafındaki bölgenin yaşlanmaya başlamadan önceki orijinal haline dönmesini, yanak ve çene bölgesindeki kırışıklıkların azaltılması veya ortadan kaldırılmasını, kaşların yükseltilmesini, boyun dokularının gerdirilmesini, çene sınırlarının ve yüz ovalinin düzeltilmesini sağlamaktadır. Bu ipler, balık kılçığı görünümüne sahip olması için neredeyse görülemeyecek kadar küçük kabartılardan oluşur. İpler, deri altına yerleştirildiğinde, dişli yapılar yüzdeki yumuşak dokulara tutunur ve böylece yüz derisinin yaşlanmasını geciktirmeye yardımcı olan, destekleyici bir yapıya dönüşür. Happy Lift canlandırıcı, uygulandığı bölgede herhangi bir yara ya da operasyon izi bırakmayan, acısız ve ağrısız bir yöntemdir.

Happy Lift ipleri, çok ince (21 GG’lik) bir iğne ile, lokal anestezi uygulanarak, çok steril bir ortamda derialtı yağ dokusuna yerleştirilir. İplerin yerleştirilmesi sırasında kişi uyanıktır. İp, iğnenin diğer tarafından çıkana kadar, iğne içeri yerleştirilir ve daha sonra ip derinin altında kalacak şekilde iğne çekilerek çıkarılır. Dışta kalan ipuçları kesilerek, deri içine gömülür. Sadece iplerin uygulandığı bölgede, hafif derecede şişkinlikler ya da morluklar oluşabilir. Bunlar da 1-2 gün içerisinde düzelir.

İlk operasyon sırasındaki, yaş, yaşam tarzı, beslenme alışkanlığı, sigara kullanımı, uyku düzeni, genetik özellikler, stres gibi bazı önemli faktörlere bağlı olmakla birlikte, yöntemin etkisi 2-3 yıl sürer. Uygulamadan sonra, kişinin, evde kalarak iyileşme süresini atlatması gerekmez. Bu tamamen kişisel bir seçime bağlıdır; ancak operasyonu takip eden birkaç gün uygulama yapılan bölgelerde, gerginlik oluşturulmaması ve baskı yapılmaması çok önemlidir. 3-4 gün boyunca, omuzların yüksek tutulması için özellikle başın altında iki veya üç yastıkla uyunması ya da boyun yastığı kullanılması önerilir. Bu dönemde yüz temizliği ve makyaj uygulaması, çok nazik bir şekilde ve yumuşak hareketlerle yapılmalıdır. Kişi, 15-20 gün içerisinde aşamalı olarak günlük genel alışkanlıklarına dönebilir, orta seviyeli spor aktivitelerinde bulunabilir ve 35-40 gün sonra da daha ciddi faaliyetleri rahatlıkla yapabilir. İkinci bir Happy Lift Canlandırıcı operasyonu için kişinin, 6 – 8 hafta beklemesi gerekir.

 
 
 
- Akne Tedavisi
Genel olarak 'sivilce' adıyla bildiğimiz akne en sık rastlanan cilt problemidir. Her 100 yetişkinin 85'inin hayatının bir döneminde geçip gider, 15'inde ise tedavisi güç bir hal alır.
Akne derimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır, normalde bu bezlerin salgıladığı yağın deri yüzeyine çıkarak atılması gerekir. Ancak ergenlik döneminde yağ bezi daha fazla yağ salgılar, bu yağın deri yüzeyine geçişini sağlayan kanal yoğunlaşmış bir yağ kütlesi nedeniyle tıkanır. Aknenin temel nedeni bu tıkanmadır. Akne tedavisinin en önemli amaçlarından birisi, iyileşmekte olan kist ve nodüllerin cildinizde iz bırakmasını önlemektir. Çünkü izler ortaya çıktıktan sonra cildi pürüzsüz bir hale getirmek oldukça zordur.
İkinci önemli amaç akneli olarak geçirdiğiniz süreyi (bu süre bazı olgularda 10 yıldan çok daha uzun olabilir) kısaltmaktır. Üçüncü önemli amaç ise aknenin neden olduğu hoş olmayan görüntüden dolayı oluşabilecek sıkıntıyı ve olası psikolojik sorunları ortadan kaldırmaktır.

Cilt yüzeyine uygulanan asitlerle, cildin kontrollü bir şekilde soyulması ve uyarılması işlemine kimyasal peeling adı verilir. Bu sayede ciltteki ölü tabaka uzaklaştırılır, cildin kan dolaşımı, hücre üretimi ve kollagen doku canlandırılır. Bu sayede; ince kırışıklıklar, akne ve akne izleri, geniş gözenekler, cilt lekeleri tedavi edilir. Kimyasal peeling ile cildin epidermis denilen üst tabakası kimyasal bir ajanla soyulur. Bazal membran(epidermisin alt katmani) uyarılarak cildin üst tabakasının yenilenmesi sağlanır. Fotoyaşlanmaya bağlı olan epidermal ve dermal hasarlar belirgin ölçüde azalmaktadır. Ortaya çıkan cilt daha parlak,daha canlı, daha renklidir ve kırışıklıkları azalmıştır. Akne tedavisinde kullanılan peeling yönteminde uygulanan maddelere başlıca  alfa- hydroxy asitler (glikolik asit, laktik asit, pyrüvik asit), beta- hydroxy asit (salisilik asit), Jessner's solüsyonu( %95 ethanol (alkol) içinde resorcinol, salisilik asit ve  laktik asit ) örnek verilebilir.

 
- Terleme Tedavisi
Terin salgılanması insanlarda sinir sisteminin sempatetik denilen kısmının çalışması ile ilgilidir. Toplumun % 1’inde bu sistem aşırı düzeyde çalışmaktadır. Bu durumun nedeni tam bilinmemektedir ve doğuştandır. Özellikle stresli durumlarda bu sistem aşırı çalışmaktadır. Genel olarak terleme, kış aylarında daha az rahatsız edici olmaktadır. Bunun dışında tiroid bezinin aşırı çalışması, böbrek üstü bezinden kaynaklanan bazı hastalıklar, şişmanlık, menopoz, ağır psikiyatrik hastalıklar ve bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan hormonlar aşırı terlemeye yol açabilmektedirler. Bakteri üremesini kolaylaştırdığı için aşırı terleme kokuya da neden oluyor. Ruhsal ve fiziksel sorunlara yol açan, sosyal yaşamı zorlaştıran terleme,  ellerde, koltuk altında, ayak altlarından, yüzde ve gövdede oluşabiliyor. Ellerde olduğunda hem el ile yapılan işlerde güçlük çekilmekte hem de sosyal olarak kişileri rahatsız etmektedir. Terleme stresli durumlarda gelişiyorsa ve kişi terlemeden rahatsız ise kısır bir döngü içine girilmektedir. Kişi terleyeceğini bilerek daha endişeli hale gelmekte, endişe de daha fazla terlemeye yol açmakta ve bu kısır döngü sürüp gitmektedir.

İyontoforez : Bu yöntemde küçük su banyosu içinde el veya ayaklara hafif elektrik akımı verilmektedir. Sık tekrarlanması gerekmektedir. Hafif ve orta derecede terlemesi olan hastalarda oldukça iyi cevap alınmaktadır.

Botulinum toksini : Özellikle koltuk altı terlemesinde kullanılan bir maddedir. Aslında doğal bir zehirdir ve sulandırılarak tıpta çeşitli amaçlarla uzun zamandır kullanılmaktadır. Ter bezlerini çalıştıran sinirleri felç ederek etki göstermektedir. Oldukça etkili bir yöntemdir. Terlemeyi 3 ila 4 kat azaltmaktadır. Altı-12 ay gibi uzun aralıklarla tekrarı gerekmektedir. 

Cerrahi tedavi : Ellerdeki ve yüzdeki aşırı terleme için önerilen tedavi şeklidir. Endoskopik transtorasik sempatektomi olarak adlandırılan teknikle koltuk altından bir delik açılıp akciğer bölgesindeki yüz ve ellere giden sinirlerin başlangıç bölgesi kesilmektedir. Ellerde yüzde 99 civarında başarı elde edilmektedir. Ayaklardaki terleme için bel bölgesindeki sinirlerin kesilmesi uygulanmaktadır. Sadece koltuk altı terlemelerinde koltuk altı ter bezlerinin alınması ile iyi sonuçlar elde edilmektedir.

 
- Leke Tedavisi
Leke, kişinin cilt kalitesini azalttığı, güzelliğine gölge düşürdüğü ve dış görünüm estetiğini olumsuz etkilerinden dolayı tedavilerinde her geçen gün yeniliklerin denendiği bir konu olmuştur. Leke, normalde cilt rengini veren melanin isimli pigmentin vücudun belirli bölgelerinde  cilt altında düzensiz kümelenmesi ile meydana gelir. Lekeler, cildin hassas olduğu, güneş ve kimyasal maddelerle en fazla temas eden bölgeleri başta olmak üzere bazı hastalalıklar ve yaşın ilerlemesi ile vücudun her bölgesinde görülebilir. Eller güneş ve kimyasallarla teması nedeniyle,yüz ve boyun cildi ise güneşle olan temas fazlalığından dolayı lekenin en fazla görüldüğü cilt bölgeleridir. Lekeyi gebelik döneminde, kloazma dediğimiz yüzde  gebelik maskesi olarak,yaşın ilerlemesine bağlı olarak el sırtı,göğüs, boyun ve yüzde yaşlılık lekesi olarak, güneş yanıkları sonrası yüz ve dekolte cildinde güneş lekeleri tarzında, deodorant ve parfüm uygulamaları sonrası koltuk altı, boyun gibi alanlarda, lazer epilasyon yada ağda uygulanması sonrası kimyasallarla ve güneşle kontrolsüz temas sonrası, dövme sildirmede yanlış uygulamalar sonrası ciltte bölge bölge renk değişikliği tarzında lekenmeler meydana gelir. Leke tedavisinde öncelik her zaman leke oluşumunun önlenmesine yönelik yapılmalıdır. Leke özellikle güneş ve kimyasal kullanıcılarla meydana geldiği için alınabilecek önlemler şöyle sınıflandırılabilir; Çocukluk döneminden başlayarak, her yaş güneşten uygun koruma faktörlü güneş koruyucularla korunmalı. Güneş koruyucu sadece plajda kullanılan bir ürün değildir, karlı havada dahi gerekli olursa kullanımı gereklidir. Bronzlanmaşa çalışarak ciltte güneş, solaryumla kontrolsüz olarak yanıklar yapılmamalıdır.

Kozmetik ürünleri olarak kullanılan; alkollü ıslak mendiller, deodorantlar, tüy sarartıcı kremler, bronzlaştırıcı kremler gibi ürünlerin hatalı kullanımları, özellikle  güneşle temas etmeleri ciltte lekelenmeler yapar. Bu tür ürünlerin kullanımında dikkatli davranılmalıdır. Özellikle yüz, koltuk altı, kasık bölgesi gibi cildi ince bölgelere uygulanan ağda, lazer epilasyon, cilt bakımı, peeling işlemleri ve lazerle cilt yenileme gibi işlemlerden sonra cildin güneşten, kimyasal ve mekanik travmalardan (kozmetik ürün uygulanması veya peeling, masaj uygulama vb) özenle korunması gerekir. Akne izleri ve bunlara kişi tarafından gelişigüzel uygulanan tedaviler ileride leke sebebidir. Hamilelik döneminde meydana gelen yüzdeki gebelik lekesi hormonal durumdaki değişiklerin güneşle etkileşimi sonrası olduğu içinbu dönemde özellikle güneşten dikkatle korunmalıdır. Cilt nemlendirilmesi her yaş ve her mevsim doğru olarak yapılarak, cildin hassas bölgeleri olan yüz, dekolte ve el cildine belirli aralıklarla yapılan bakımlar hem lekelenmeleri hemde o bölgelerin hızla yıpranmalarını durduracaktır.

Leke tedavisinde kimyasal peeling, kriyoterapi, enzim tedavisi ve lazer tedavisi uygulanmaktadır. En doğru tedavi biçimini ise doktorunuzla birlikte karar vermeniz gerekmektedir.

 
 
- Dolgu Tedavisi
Yaş, güneş ışınları, mimik hareketleri ile yüzümüzde bir takım kırışıklıklar ve istenmeyen çizgiler oluşur. Bu çizgilerden kurtulmak için son yıllarda çeşitlilik kazanan dolgu maddelerini kullanmaktayız. Dolgu maddeleri şu bölgelerde kullanılır:
  • Burun kenarından aşağı inen çizgiler (Nazolabial Çizgiler)

  • Burun ile ağız arasındaki çizgiler (Philtral Çizgiler)

  • Dudak dolgunlaştırılması

  • Dudaklar etrafındaki radial çizgiler

  • Göz çevresindeki kırışıklıklar

  • Alındaki çizgiler

  • Akne izleri

  • Kaza veya travma sonucu oluşan deformiteler

  • Yanak ve elmacık kemiği dolgunlaştırmak

  • Vücuttaki bazı asimetrilerin düzeltilmesi

Kullanılan maddenin özelliğine göre hyalüronik asit içeren preparatlarda 6-12 ay, Poly L Laktik asit içeren uygulamalarda 1-2 sene, Hidroksi apatit içeren preparatlarda 3-5 yıl, kalıcı dolgularda ise ömür boyu devam eder. Bir uygulama ortalama 15-30 dakika sürer. Kişiyi rahatsız edecek bir ağrı oluşmaz, istenilirse uygulamadan 30-60 dakika önce uyuşturucu krem sürülebilir, bazı uygulamalarda lokal anestezi yapılabilir. Uygulama bir enjeksiyon yöntemi ile yapıldığından çok hafif bir şişlik olabilir, sonrasında buz uygulamak faydalı olacaktır. Özellikle dudak enjeksiyonlarında şişlik biraz daha fazla olacaktır. Uygulama herhangi bir zamanda, öğle arasında yapılabilir, sonrasında rahatlıkla işinize geri dönebilirsiniz.

 
 
-Dudak Dolgunlaştırılması
Dolgun dudaklar, tarih boyunca güzelliğin ve estetiğin simgesi olmuştur. Bazı kişilerde yapısal olarak bir incelik, bazende yaşın ilerlemesi, menapoza girme gibi nedenlerle dudaklarda incelme söz konusu olabilmektedir. Bu problem ameliyatlı ve ameliyatsız yöntemlerle düzeltilebilmektedir. Operatif yöntemlerde dudağa bir başka alandan alınan yağ enjekte edilmektedir. Ancak bu yöntemin kalıcılığının az olması, tekrarlanma gerekliliği, bizi uygulaması çok daha kolay olan dolgu maddelerine yöneltmiştir. Özellikle dudağın kırmızı ve beyaz çizgisi içerine yapılacak enjeksiyonlarla dudak konturları belirgin hale getirilebilir. Yine dudak mukozası ve philtrum içerisine yapılacak enjeksiyonlarla dudağın estetik görünümünde düzelme sağlanır.

Sıklıkla hyalüronik asit içeren preparatlar kullanılabilmekle birlikte hidroksiapatit içerikli dolgularda kullanılabilmektedir. Dudak bölgesinin hareketli bir bölge olması bu alanı biraz daha dezavantajlı kılar. Bu yüzden birçok firma stabilizasyonunu artırarak lip, kiss gibi özel formlar çıkartmışlardır.
 
 
-Kimyasal Peeling
Kimyasal peeling donuk ve cansız görünümlü cildi canlandırmak için uygulanan, cildin çeşitli katmanlarının kontrollü ve yüzeyel bir şekilde soyulmasına dayalı bir yöntemdir. Kimyasal peeling ayrıca ciltteki koyu renkli lekelerin tedavisi, yüzeyel kırışıklıkların, akne ve izlerinin giderilmesi için de kullanılır. Kimyasal peeling ile cildin temizliği, doğal rengi, dokusu ve pürüzsüzlüğü konusunda mükemmel gelişme sağlanabilir. Ayrıca cildi sıkılaştırarak yüzeysel çizgi ve kırışıklıkları da azaltır. Kimyasal peeling uygulaması sonucunda cildin üst kısmındaki hasarlı tabaka soyulur, hasar görmemiş canlı tabaka ortaya çıkar ve cilt daha sağlıklı, canlı, pürüssüz bir görünüm kazanır.

Kimyasal Peeling yüzeysel, orta ve derin olarak 3 ayrı düzeyde sınıflandırılabilir. Yüzeysel kimyasal peelinglerde kullanılan meyve asitleri, cilde donuk görünüm veren ölü hücreleri temizleyerek sağlıklı hücrelerin yenilenmesini hızlandırır ve yüzünüzün canlanmasını sağlar. Yüzeysel peelingte en çok kullanılan maddeler alfa -hidroksi asitler (AHA), beta- hidroksi asit (BHA), jessner solüsyonu ve düşük konsantrasyolu triklorasetik asit (TCA)'tir. Alfa-beta peelingler daha çok akneye eğilimli hastalarda tercih edilir.Yüzeysel peelingler 2 haftada bir olacak şekilde 6-8 seans olarak planlanır. Her seansta cildin reaksiyonuna göre konsantrasyon ve peelingin ciltte kalış süresi attırılır.

Orta kimyasal peelinglerden en çok kullanılanı TCA peelingler olup işlemden sonra 3-7 gün ciltte kızarıklık ve soyulma nedeni ile önceden planlanarak uygulanmalıdır.

Fenol gibi derin peelingler ise özellikle kardiak risklerinden dolayı klinik ve muayenehane gibi ortamlarda kullanılmamalıdırlar.

Peeling öncesi ve seans aralıklarında A vitamini türevi retinoik asitli krem, düşük konsantrasyonlarda AHA'lı krem veya yıkama jellerinin kullanılması peelingin etkinliğini arttırır. Leke tedavisi görenlerde bu ürünlerin yanı sıra Hidrokinon gibi leke giderici kremler Hidrokinon kullanılabilir.

Derin peelingler dışında kimyasal peeling klinik ortamda rahatlıkla uygulanabilir. Az da olsa yan etki oiskinden dolayı ve en iyi sonuçları almak için mutlaka bir dermatoloji uzmanı tarafından uygulanmalıdır. İşlem esnasında peeling solüsyonu cildinize genelde homojen bir şekilde sürürlür. Bazı ihtiyaç olan bölgelerde doktorunuzun uygun göreceği şekilde sölüsyon kalınlığı daha fazla olabilir. İlaç bir süre cildinizde bekletildikten sonra temizlenir. Kimyasal peeling işlemi esnasında ciltte bir miktar batma ve yanma hissedilebilir.

Kimyasal peeling işleminden sonraki ilk 24 saat içinde cilt sıcak su ile yıkanmamalıdır. Cilde mümkün olduğunca el ile temas edilmemeli tahrişten kaçınılmalıdır. ilk 3gün cilt temizliği sadece su ile yapılmalıdır. Kimyasal peeling uygulamasında cilt kesinlikle sabun, şampuan ile yıkanmamalı, makyaj yapılmamalıdır. Cildin üst tabakasının soyulmasının ardından  ortaya çıkan taze cilt güneşe karşı çok hassas olduğundan SPF15 ve üzeri koruyucuların her 2 saatte 1 tazelenmesi ile cilt güneşten sıkı bir şekilde korunmalıdır.  Özellikle orta derecede peeling işleminden sonra ciltte geçici kızarıklık kabuklanma ve soyulma görülecektir. Kabuklar iz kalma ihtimaline karşı koparılmamalıdır. Yaklaşık 1 hafta içinde cilt normale döner, eskisine göre daha sağlıklı ve canlı bir görünüm alır. İlerleyen seanslarla birlikte cildin yapısı daha sağlıklı bir hale gelir.

 
 
-Bölgesel Zayıflama ve Lipoliz
Lipoliz dünyada pek çok medikal klinikte bölgesel yağların giderilmesi amacıyla uygulanmakta olan bir tedavi yöntemidir. Lipoliz, özel olarak hazırlanmış bir ilaç kombinasyonunun çok ince iğneler ile vücudun sorunlu olarak tespit edilen bölgelerine enjekte edilmesi suretiyle uygulanır. Lipoliz uygulamasında kullanılan ilaç fosfatidilkolin (soya yağı ekstresi) 'dir. Lipoliz uygulamasında kullanılan bu ilacın kozmetik amaçlı deri altı uygulanabilmesi için ruhsatı yoktur. Merkezimizde, lipoliz ilacı fosfatidilkolin ile yaklaşık aynı etkiye sahip ve aynı şekilde uygulanan Sağlık Bakanlığından ruhsatlı ilaçlarla mezoterapi işlemi yapılmaktadır.
-Saç Mezoterapisi
Mezoterapi ilaçların dışardan hazırlanarak sorunlu bölgeye enjeksiyonu mantığına dayanır. Halen tartışmalı bir tedavi yöntemidir. 1960 lı yıllardan itibaren dr.pistor tarafından fransa da uygulanmaya başlamıştır. Lokal ilaç verilmesi ile sistemik yan etkilerden kurtulmak esasına dayanır. Mezoterapide kullanılan ilaçlar arasında enzimler, vitaminler, antibiyotikler yer alır.

Saç mezoterapisi sıfırdan saç çıkartabilen bir işlem değildir. Zayıflamış ve tüy haline gelmiş saçların güçlendirilmesi ve sağlıklı hale gelmesinde ise oldukça etkili bir yöntemdir. Hangi tip saç dökülmesine etki ettiği konusunda uzman bir doktora başvurulmalıdır.  Tedavi öncesi uzman doktorunuz tarafından ayrıntılı saç ve saçlı deri muayeneniz yapılmalı, gerekiyorsa laboratuar tetkikleriniz yapılarak saç dökülmenizin nedeni tespit edilmelidir. Skatriyel (kalıcı saç kaybı) olmayan saç kayıplarında mezoterapi uygulanabilir.  Mezoterapiye engel teşkil eden bir durumunuzun olup olmadığı saptandıktan sonra tedaviniz planlanır.  Saç dökülmesi için yapılan mezoterapi haftada bir sıklıkta 5 seans olarak planlanır. İlerleyen seanslarda seans araları açılarak sayı arttırılabilir. Mezoterapi için özel çok küçük iğneler kullanıldığından minimal bir iğne girişi hissedilir.

 
 
-Botox ile Kırışıklık Giderme
Botox (Botulinum toksini), Clostridium botulinum adlı bakteriden elde edilen bir toksindir. Botoksun, sinir uçlarında iletimi sağlayan maddelerin salınımını engelleyip, sinirler ile hedef organı arasındaki iletimi durduran bir etki mekanizması vardır. Sinir iletiminin durması, sinirin ulaştığı organın işlevlerinin azalmasını ya da tamamen kaybolmasını sağlar. Laboratuvar ortamında da üretilebilinen bu madde uzun yıllar medikal tıpta değişik hastalıklarda kullanılmış olup günümüzde estetik amaçlı uygulamalar sınıfında oldukça popüler hale gelmiştir.

Botoks’un etki mekanizmasından tıpta birçok alanda yararlanılmaktadır. Plastik cerrahi alanında ise genellikle mimik kaslarının hareketleri ile ortaya çıkan yüzdeki çizgilenmeleri azaltmak ve aşırı terleyen bölgelerdeki terlemeyi azaltmak amacı ile kullanılır. Yüzümüzdeki bizi rahatasız eden kırışıklıklardan ameliyatsız kurtulmanın en kolay yöntemi olan botoks, 10 yıldır güvenli ve başarılı bir şekilde kozmetikte kullanıma girmiştir. Mimik kaslarının yıllar boyunca çalışması, üzerini örten deri üzerindeki kıvrımları belirgin hale getirir ve böylece yüzdeki dinamik çizgilenmeler ortaya çıkar. En sık ortaya çıkan dinamik çizgiler, alın, kaşlar arası, göz kenarları ve ağız çevresinde görülür. Alın ve göz kenarlarındaki çizgiler kişiye daha yaşlı bir görünüm, kaşlar arasındaki çizgiler ise kişiye çatık kaşlı, kızgın bir bakış ifadesi verir. Mimik kaslarına botoks uygulanarak bu kasların hareketleri zayıflatılabilir, kas hareketlerindeki azalma, üzerindeki derinin, kas hareketleri ile katlanmasını ve katlanmaya bağlı çizgilenmeyi de azaltır. Bu şekilde yaşlı ve kızgın olarak görünen yüz ifadesinde de belirgin bir düzelme sağlanır.

Kozmetik ile uğraşan hekimler kırışıklıkların deri altında yer alan kasların kasılması sonucu derinin çekilmesiyle oluştuğunu söylemektedir. Bu kasların gevşemesi sonucunda kırışıklıklar azalır veya tamamiyle ortadan kalkar. Botoks tedavisine en iyi cevap veren kırışıklıklıklar alın çizgileri, göz etrafı kırışıklıkları ve kaşların arasındaki kırışıklıklardır. Botoks ayrıca gülme çizgileri, boyun ve çene kırışıklıklarının tedavisinde de kullanılabilir. Botoks tedavisine en iyi cevap veren kırışıklıklıklar alın, göz etrafı ve kaşların arasındaki kırışıklıklardır.

Botoks ayrıca gülme çizgileri, boyun ve çene kırışıklıklarının tedavisinde de kullanılabilir.
 
 
 
-Mezolift (Yüz Mezoterapisi)

Mezolift ( yüz mezoterapisi, mezolifting)  cildi yenileyen, cilt kırışıklığı ve cilt sarkmalarına etkili olan doğal ve faydalı bir yöntemdir. Yüz ve boyun cildinde yaşa, güneş ışınlarına, sigara dumanına ve cildi yaşlandıran pek çok nedene bağlı olarak elastikiyet kaybı meydana gelir. Ayrıca ciltte kırışıklıklar ve matlaşma ortaya çıkar. Mezolift ( yüz mezoterapisi, mezolifting)  cilt sarkması, kırışıklık ve cilt yenilemede kullanılabilen bir tedavi şeklidir.

Mezolift ( yüz mezoterapisi, mezolifting)  yönteminde cildi yenileyen antioksidanlar, vitaminler, mineraller ve amino asitler cilt altına minik zerklerle uygulanır. Bu faydalı maddelerin direk cilde verilmesi ve cildin uyarılması cildin kollajen ve elastin üretimini arttırır, ciltte nemlenme artar ve cilt yenilenir. Mezolift ( yüz mezoterapisi, mezolifting)  sonrası cilt daha taze ve dinlenmiş görünür. Cildin elastikiyeti artar ve cilt sarkması azalır. Kırışıklıklar hafifler. Cilt aydınlık bir görünüme kavuşur. Mezolift ( yüz mezoterapisi, mezolifting)  başlangıçta 1-4 hafta aralıklarla uygulanır. Ortalama 4-6 seans sonrası  3-6 ayda bir tekrarı yapılabilir. Ciltteki yaşa ve dış etkene bağlı olumsuz değişiklikler cilt dolaşımını bozar ve oksijenlenmeyi azaltır. Mezolift ( yüz mezoterapisi, mezolifting)  cilt dolaşımını ve oksijenlenmeyi arttır. Mezolift ( yüz mezoterapisi, mezolifting)  cilt sıkılaştırma ve sarkmaları toparlamak amacı ile boyun, kol, bacak, karın ve el bölgesine uygulanabilir.

 
 
-Yaşlılık Benleri Tedavisi
Yaşlılık lekesi çillerle karışan bir deri renk bozukluğu hastalığıdır. her yaşta görülebilir. Yaşlılık lekesi çilden daha koyu renkli ve büyüktür. Yaz kış deride kalır. Yaz aylarında rengi koyulaşır. Yaşlılık lekesi’ nin çeşitleri vardır. An sık görülen solar türü’ dur. Karaciğer leke si olarak da bilinir. Özellikle açık tenli kişilerde güneşe maruz kalan deri alanlarında görülür. El sırtı,yüz,omuz, sırt ve göğüs ön yüzde ortaya çıkar. Değişik boyutlarda net sınırlı kahverengi leke’ ler şeklindedirler. El sırtında ortaya çıkanlar yaşlılık lekeleri olarak adlandırılır.

Özellikle akut güneş yanıklarından sonra, sırt, omuz ve gövdede derinin soyulmasını takiben lentigolar yaygın bir şekilde deride belirebilir. Yaşlılık lekeleri kansere dönüşmez. Tedavileri estetik amaçlarla yapılır. Tedavisinde skleroterapi, mezoterapi, kimyasal peeling yada lazer tedavisi yapılmaktadır.
 
 
-Çillerin Tedavisi
Aslında çil ve güneş lekeleri bir hastalık degildir güneş lekesi için belki bir nebze hastalık olarak bahsedebiliriz ama çiller için maalesef hastalık diyemeyiz.

Çil ve güneş ışınlarıyla ortaya çıkan güneş lekeleri hastalık değildir ama ciddi kozmetik kusur olarak algılanabilmektedir. Normalde cilde rengini veren melanin denilen maddenin dengesiz bir şekilde çoğalması sonucu oluşur. Melanin melanosit adlı hücrelerden salgılanan cildi güneş ışınlarından koruyan kahverengi bir pigmenttir. Güneş ışığına karşı verilen kişisel cevap farklılığı çil ve güneş lekesi olarak karşımıza çıkar. Çil ve güneş ışınlarıyla ortaya çıkan güneş lekelerinin tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir. . .Lazer tedavisi ve kimyasal peeling.
 
 
-Doğum Lekeleri Tedavisi
Doğum lekesi yeni doğanların %25 ' inde görülebilen damarsal bir anomalidir. En sık olarak ensede ve göz kapağında ortaya çıkar. Bu bölgedeki doğum lekesi genellikle okul çağına kadar kaybolur. Sağlık açısından herhangi bir risk taşımazlar.

Diğer bir doğum lekesi 1000 çocuktan 3'ünde görülür. Genellikle doğumda veya hemen sonra ortaya çıkar. Doğum lekesi pembe veya koyu mor renkte olabilir. Sıklıkla tek taraflı ortaya çıkar. En çok boyun ve yüzde görülür. Ancak vücutta da ortaya çıkabilir. Zamanla renkte koyulaşmalar ve deride kalınlaşmalar olabilir. Doğum lekesinin çarpma veya vurma ile deride kanama riski vardır. Bu tür doğum lekesi olanlarda mutlaka  göz ve nörolojik muayene gereklidir. Çünkü göz ve beyinle ilgili problemler olabilir. Dermabrazyon, kimyasal peeling ve lazer başlıca tedavi yöntemleridir.
 
-Doğum Sonrası Çatlak Tedavisi
Çatlaklar oldukça yaygın bir sorundur. Neredeyse bütün gebelerde en azından karın bölgesinde çatlamalar görülür. Bunların tıbbi adı "stria"dır. Nedeniyse gayet açıktır. Biraz kilo alındığında deri gerilir ve esner. Fazla kilo alındığında bu durum deriyi daha çok zorlar esneme yetersiz kalır.

Gebelikte karın ve göğüsler çok büyüyünce gerilen deri çatlar. İlk belirtiler hamileliğin altıncı ve yedinci aylarında pembe eflatun arası bir renkte başlar (Bu aşamada bir cildiye uzmanı tarafından bebeğe zarar vermeden tedavi edilebilir). Giderek mor bir renk alır. En sonunda beyazlaşır. Bu aşamadan sonra genellikle kalıcı olur. Bazı kremler gebelik boyunca düzenli olarak kullanılırsa nispeten yararlı olur. Gebe kadınlardaki çatlaklar henüz pembe veya mor renkteyken tedavi edilmeleri daha kolaydır. Bu çatlakların tedavisi için birçok yöntem denense de henüz kesin bir çözüm bulunabilmiş değildir. Buna rağmen peeling ve mikrodermabratyon tedavileri birçok durumda yararlı olabilmektedir.
 
 
 
-Yosun Tedavisi
THALASSO eski Yunan dilinde “okyanus” anlamına gelir, THALASSOTERAPİ ise deniz suyunun ve deniz ürünleri birleşimini ifade eder. Su yosunu yüksek oranda içerdiği mineral, maden, protein, aminoasit, polisakkarit ve vitaminler ile yıpranmış, yorgun ciltlerin bakımı için çok uygundur. Cilde gerekli nem sağlar, böylece yeterli derecede nemlenmiş cilt daha gergin ve düzgün bir hal alır. Cildin direnme gücü artar, zararlı maddeleri vücuttan atar ve cildi serbest radikallere karşı korur. Isı ile vücuda uygulanan yosun ise cildi beslediği gibi açılan gözeneklerden vücuda giren aktif maddeler cilt altı dokuyu da uyarır. Bu esnada tüm vücutta dolaşımı düzenler, deriyi güçlendirir, selülitin giderilmesini sağlar, eklemleri ve kasları rahatlatır ve yorgunluğu alır. Yosunun kullanım alanları şunlardır:
  • Selülitli bölgelerde

  • Lifting bakımlarında vücut toparlanmasında

  • Sivilceli ciltlerde sivilce tedavisinde

  • Sorunlu sırt bölgeleri tedavisinde

  • Güneşte kurumuş vücudu nemlendirmede

  • Zayıflama ve ödem alma tedavilerinde

 
 
- Yüzde Şekil Bozukluklarının Kalıcı Dolgu ile Tedavisi
Yüzde kaza veya travma sonrası oluşabilecek şekil bozukluklarının tedavisi yıllardır birtakım operasyonlarla implantlar yerleştirilerek yada 8-9 aylık ömürleri olan geçici dolgu maddeleri kullanılarak yapılmaktaydı. Ancak kullanılan ve 8-10 yıl kadar ömürleri olan dolgu maddelerinin yapılmasıyla herhangibir cerrahi işlem uygulanmadan kolaylıkla iğne enjeksiyonlarıyla bu bozukluklar tedavi edilebilmektedir.
 
 
 
- Kalıcı dövmelerin silinmesi

      Lazerle dövme silme uzun zamandan beri kullanılmaktadır ancak bu yönteminde avantaj ve dezavantajları vardır. Örneğin lazer, bazı renkleri daha kolay çıkarır, bazı renklerde zorlanır. Lazer ile en kolay çıkabilen renkler siyah ve çok koyu mavi renktir. Lazer, bazı renklere hassas, bu renkler tarafından soğurulan (tutulan) yoğun bir ışın demetidir. Dövmeli alana gönderilen bu ışın demeti, tutulduğu renkleri içeren hücreleri haraplar böylece pigmenti o bölgede tutan hücreler öldükçe dövme silikleşir. Dövmenin cinsi de lazer ile silmede önemlidir. Amatör dövme, lazerle daha zor silinir, çünkü pigment el ile cildin çeşitli katmanlarına verilmiştir. Lazer, belli bir derinliğe etki ettiğinden, bu katmanın üstündeki yada altındaki pigmentler lazerden etkilenmeyecektir. Bu yüzden pigmentin tek bir katmana verildiği profesyonel dövmeler (özel makina ile yapılır) lazer ile daha homojen silinir. Günümüzde dövmeleri silmek üzere üretilmiş çeşitli lazerler vardır. Q-Switched Ruby lazer, Q-Switched ND:Yag lazer ve Vasculight lazer bunlara örnektir. Dövme silinmesinde lazerin etkisi ve kaç seansda dövmenin silinebileceği, dövmenin rengine, büyüklüğüne, profesyonel ya da amatör olmasına, pigmentin ne derinlikte olduğuna bağlıdır. Bu yüzden dövme görülmeden kaç seansda silinebileceği, ne kadar silinebileceği ve silme ücretinin ne olacağı söylenemez. Lazer uygulamaları, yapılacak işlemin büyüklüğüne bağlı olarak 10-45 dakika sürer. Uygulamalar arasında 4-8 hafta bulunmalıdır. Bu süre, lazer ile yakılan pigment içeren hücrelerin vücuttan atılması için gereklidir. Bazı vakalarda 4-5 uygulama yeterli gelirken bazı vakalarda 6-8 seans uygulama yapmak gerekebilir. Uygulama sonrası o bölgeye günde 2-3 kez yağlı ve antibiyotikli bir pomad sürülür. Arada bir nazikçe yıkanır, yıkarken ovalanmaz, yıkadıktan sonra kurulanır (havlu ile silerek değil, havluyu o bölge üzerine basıp kaldırarak kurulanır) ve pomad tekrar sürülür.

      Lazer dışında diğer bir dövme silme methoduda dermabrazyondur. Dermabrazyon cildin üst katmanlarının hızlı dönen bir metal topuzla sıyrılması, zımparalanmasıdır.(Frez adı verilen bu pürüzlü metal topuzlardan bir örneği yanda görebilirsiniz). Bu yöntemde renk hassasiyeti yoktur, tüm renkler aynı oranda çıkartılabilir; yalnız derinlik hassasiyeti vardır. Dövme eğer amatör yöntemle yapılmışsa pigment maddesi derinin değişik seviyelerinde olacağından tüm dövmenin homojen bir şekilde çıkarılması mümkün olmaz; çünkü dermabrazyon frezi cildi sıyırırken hep cildin en üst katmanını sıyırır. Sadece dermabrazyon ile dövmelerin tamamen çıkarılması zordur, bir kaç seans uygulanması gerekebilir fakat özelikle renkli dövmelerde bir kaç seans halinde denenebilecek bir yöntemdir. Burada şu nokta unutulmamalıdır: dermabrazyonla ciltte iz bırakmadan dövmenin tam anlamı ile çıkarılması çok zordur. Dermabrazyon sırasında cilt yüzeyel olarak zımparalandığı için derinde kalan pigmentler çıkarılamayabilir (yukarıda bahsettiğim gibi özellikle amatör yöntemle yapılan dövmelerde bu durum söz konusu olur) ve bu durumda dövme sadece biraz silikleşmiş olur. Dermabrazyon biraz daha agresif yapılıp cildin daha derin katmanları da zımparalandığında ise ciltte ciddi izler kalabilir. Bu yüzden dermabrazyon derinliğini çok iyi hesaplamak ve uygularken çok hassas uygulamak gerekir. Genellikle cerrahlar dermabrazyon derinliği hakkında -iz bırakmamak için- korkak davranır ve dermabrazyonu nispeten yüzeysel uygularlar ve dövme tam anlamı ile çıkmaz, sadece silikleşir. Tabii ki bu, hastada yeni bir iz oluşturmamak için, hastanın güvenliği içindir.

 
 
Cerrahi Estetik Uygulamalar
-Ameliyatsız yüz germe
Üzerinde dikensi çentikler olan özel olarak geliştirilen dikişlerle uygulanan bu yeni metod, yüzdeki yaşlılık belirtilerinin azaltılmasında yeni bir çığır açmıştır. Metod ameliyatsız ve izsiz olarak anılmaktadır. Bu işlemin diğer ismi Happy Lift dir. İzsiz ameliyatsız kaş kaldırma işleminde kullanılan özel iplikler burada da kullanılır.

Estetik cerrahinin sunduğu yepyeni bir yöntem olan Happy Lift canlandırıcı, yüz gerdirmede bir devrim yaratıyor. Çözülebilir ve canlandırıcı özellikteki bu yöntem, insan dokularında uzun süre kalması adına özel bir teknoloji ve işlemle geliştirilmiş, özel dikişler ile uygulanıyor. Yerleştirilmesi çok kolay ve hızlı olan Happy Lift iplerinin her iki yarısının orta noktasına yakın yaslanmış kancalar bulunuyor. Küçük çift yönlü bu dişli yapılar sayesinde ipler derinin altına yerleştirildiğinde, dişli yapılar, yumuşak dokular için sabit ve uzun süreli yerleşimlerini sağlayan bir destek yapı görevi görüyor. Bu iplerin yaptığı yüzdeki gerdirme etkisi sonuçta genç bir görünüme kavuşmanızı sağlıyor. Bu uygulamada kullanılan dikiş üzerindeki çentikler, cildin istenen yönde sabitlenmesini sağlar, yukarı-arkaya doğru çekilen yüz derisinin geri dönmesini engeller. Deri bolluğu dikiş boyunca eşit olarak yayıldığı için deri katlantısı oluşmaz. Ancak bu metodun çok fazla sarkma olan vakalarda uygulanması doğru olmaz. Bu hastalarda cerrahi yöntemle yüz germe metodunun uygulanması doğru olur. Uygun hastalarda boyun derisinin gerilmesi için de bu metod kullanılabilmektedir. Bu metodda herhangi bir ameliyat izi kalmaz. Sadece saçlı deride çok küçük bir iz kalacaktır. Uygulandıktan sonra herhangi bir zamanda istenirse dikişler geri çıkartılabilir. İşlem lokal anestezi altında uyulanır, bir saat kadar sürebilir.
 
 
-Ameliyatsız burun estetiği
Estetik ameliyattan korkanlara ve operasyon sonrası hayal kırıklığı yaşama endişesi taşıyanlara güzel bir haberimiz var!... Yalnızca 5 dakikada, istediğiniz buruna kavuşabilir, hatta hemen akşamında yemeğe çıkabilirsiniz. Nasıl mı? Eğer burun estetiği düşünüyorsanız, ama ameliyattan korkuyorsanız doktorunuza burnunuzun dolgu maddesiyle düzeltilip düzeltilemeyeceğini sorun. Ameliyat olmayı düşünüyorsanız ve ameliyattan sonra burnunuzun nasıl bir şekil olacağını merak ediyorsanız, doktorunuz size “dolgu maddesi” ile 8 aylık veya 2 senelik yeni bir burun yapabilir. Memnun kalırsanız operasyon yaptırabilirsiniz. 8 ay veya 2 senelik sürenin, kullanılan dolgu maddelerinin dayanıklılık süreleri vardır ve bu süre sonunda dolgu maddesinin vücut tarafından emilip burnun yavaş yavaş eski şekline döner. Dolguyla burun estetiğinin yalnızca 5-10 dakika içinde yapılabilecek bir yöntemdir.
 
-Kepçe Kulak Onarımı
Genel olarak kulağın kafayla yaptığı açının normalden daha geniş olmasına kepçe kulak denir. Aslında kulağın üst yarısında olması gereken kıvrımların gelişmemiş olmasıda kepçe kulağın ozelliklerinden birisidir. Kepçe kulak ameliyatları 5-6 yaşlarından sonra her hangi bir yaşta yapılabilir. Çocuklarda kıkırdak gelişimi henüz tamamlanmadığından daha erken yaşlarda ameliyat önerilmez. Çocuklarda genel anestezi eşliğinde yapılan kepçe kulak ameliyatları erişkin hastalarda lokal anestezi ile yapılabilir. Bu ameliyatlar kulak arkasından yapılan bir kesi ile gerçekleştirildiğinden görünür bir alanda iz oluşturmaz. Genellikle gelişmemiş kulak kıvrımlarını oluşturmak üzere kıkırdağa katlayıcı dikişler ve/ veya kulak kıkırdağını kafaya yaklaştırıcı dikişler atılarak kulak yeniden şekillendirilir. Genellikle hastalar aynı gün evlerine dönebilmektedirler. Ameliyattan sonraki birkaç gün hafif bir sızlama olabilmekte ve bunun için ağızdan alınan ağrı kesiciler yeterli olmaktadır.Ameliyatta sarılan elastik bandaj 1 hafta sonar çıkarılır ve sonraki 2 hafta tenisçilerin kullandığı kafa bandı takılmaya devam edilir. Kulak arkasına atılan dikişler 10. günde alınır. Kulakta oluşan şislik ve morlukların gerilemesi 2-3 haftayı bulabilir. Her ameliyatta olabilen kanama ve enfeksiyon riski bu ameliyat içinde geçerlidir. Her iki durumunda zamanında ve etkin bir şekilde tedavi edilmesi gereklidir. Estetik olarak yaşanabilecek sorunlar; asimetri, kulakların kafaya çok yaklaştırılması veya deformitenin tekrar ortaya çıkmasıdır.
 
 
-Göz kapağı estetiği
Göz kapağı yaşlanmaya bağlı olarak, bazende kalıtsal olarak daha genç yaşlarda ya da gözlerin fazla yorulmasına bağlı olarak torbalanma olabilir ya da bollaşabilir bu durum göz kapağı estetiği ile düzeltilebilir. Bazen göz kapağı derisinde torbalanma olmadan sadece sarkma ya da gevşeme vardır. Göz kapağı estetiği ameliyatı ya da blefaroplasti, göz kapaklarına uygulanan estetik cerrahi girişimdir. Bu girişimde, alt ve üst göz kapaklarından fazla yağ dokusu, deri ve kas fazlalıkları ile birlikte çıkarılır. Ancak çıkarılan doku miktarlarının çok iyi planlanması gerekir. Düzgün yapılmış bir blefaroplasti hastaya daha genç bir görünüm kazandırır. Göz estetiği lokal anestezi altında yapılır. Çok ince iğne ile lokal anestezik enjekte edilerek tüm göz kapağı uyuşturulur. Üst göz kapağı için kesi göz kapağının katlanma yerinden yapılır. Bu nedenle göz açıkken hiç bir iz görünmez. Alt göz kapağı kesisi ise kesi kirpiklerin hemen altından yapılır. Bu nedenle iz görünmez. Ayrıca göz kapakları insan derisinde en az iz kalan bölgelerdendir. Her cerrahi girişimden sonra az veya çok görülebilen bir iz (skar) kalır. Önemli olan bu izin çok ince ve belirsiz olmasıdır. Önceleri pembe renkte olan ameliyat izi zamanla beyazlaşır veya normal ten rengine dönüşür. Göz kapağı ameliyatı burun estetiği ameliyatı ile aynı yapılmamalıdır. Burun ameliyatından göz kapaklarında şişmeler ve ödem olabileceği için iki ameliyat ayrı zamanlarda yapılmaldır. Göz çevresindeki siyah dairesel çizgiler, göz altı torbacıkları ile ilgili ise, bir miktar düzelebilir, ancak alt göz kapağı cildinin koyu görüntüsü kalır. Herhangi bir kimse blefaroplasti olabilir mi? En iyi hastalar sağlıklı psikolojik olarak dengeli ve bilinçli kişilerdir. Bazı sistemik hastalıklar blefaroplastinin riskini arttırır. Bunlar tiroid hastalıkları, hipertansiyon ve gözlerin nemlenmesi için yeterli derecede gözyaşı üretemeyen durumlardır. Komplikasyonlar çok az orandadır. Bütün hastalarda ameliyat sonrası birkaç gün morluk ve şişlik oluşur.
 
 
-Yüz Germe
Yüz estetiği başlığı altında vücudun en fazla görünen bölgesi olan yüz bölgesinin estetik ameliyatları toplanır. Yüz estetiği, estetik cerrahi açısından en önemli bölgedir. Yüzün görüntüsü, yüz kısımlarının birbirine uyumu belkide bütün hayatımızı etkileyen en önemli özellikleri oluşturmaktadır. Günümüzde yüz estetiği girişimlerinde hastalar tarafından en sık istenen, doğal bir görünüme kavuşmak, aynı zamanda abartılı olmayan bir görünümdür. Tabii bu sonucu alabilmek için yüz kısımlarının ideal oranlarının bilinmesi gerekir. Sadece bunu bilmek ve uygulamakta yetmez, uyumsuz olan yüz orantılarını hangi yüz estetiği girişimleriyle güzel ve uyumlu bir orana ve görünüme yaklaştırabiliriz, bunun planlanabilmesi ve cerrahi olarak ta uygulanabilmesi gerekir. İnsan dokusu çok kompleks olup yara iyileşmesi, çok değişik faktörlerden etkilenebilmektedir. Yüz estetiği ameliyatlarının sonucu ise en yüksek oranda yara iyileşmesine bağlıdır. Yaranın iyileşmesinde en önemli faktörlerden biri o bölgenin kanlaması, beslenmesidir. Bu nedenle yapılan ameliyatlarda en çok dikkat edilmesi gereken konu, ameliyat bölgesindeki dokuların kanlanmasının korunmasıdır. Yüz estetiği girişimlerinde örneğin bir burun estetik ameliyatında cerrahın teknik bilgisi dışında sanatsal bir görüşünün de olması yapılacak ameliyatın daha sofistike olmasını sağlar. Yüz estetiği konuları arasında burun estetiği önemli yer tutar. Burun estetiği ile burun küçültülebilir, daraltılabilir, ucu kaldırılabilir. Burun ameliyatı konusunda en önemli ameliyat ilk ameliyattır. İlk ameliyat düzgün olmadığı zaman sonraki revizyon ameliyatları giderek zorlaşır. Yüz estetiği altında diğer başlıklar, kaş estetiği, dudak estetiği, yüz germe, kulak estetiği çene ve elmacık kemği protezleri olarak sayılabilir. Ayrıca alın bölgesinde oluşan kırışıklıkların ve çizgilerin giderilmesi ve gençleştirme için alın germe ameliyatı yapılır.
Kaş estetiği daha çok kaş kaldırma konusunu içerir. Kaşlar yaşlanma ile bazen de genetik sebeplerle normal seviyesinden daha aşağı düşük olabilir. Bu durum yüzü daha yaşlı ve yorgun gösterir. Kaş kaldırma ile daha genç bir yüz ifadesi kazanılabilir.
Dudak estetiği başlığı altında dudak kalınlaştırma, dudak inceltme konuları vardır. Yüz germe ise yaşlanma sonucunda sarkan ve bollaşan yüz derisinin fazlalıklarının alınarak yüzün gergin hale getirilmesi ve daha genç bir ifade kazandırılmasını amaçlar. Bu ameliyatla yüzdeki kırışıklıklar da kaybolur. Bu ameliyatla birlikte göz kapağı estetiği aynı ameliyatta ya da daha sonra yapılabilir. Göz kapağı estetiği torbalanma olan, kırışıklıklar olan göz kapaklarından deri yağ ve kas fazlalıkları alınarak göz kapakları gergin hale getirilir ve göz etrafı daha genç bir görünüm kazanır.
 
 
-Burun Estetiği
Burun estetiği ameliyatı son yıllarda hem erkeklerde hem de kadınlarda sayıca giderek artmıştır.  Bu artışın nedeni sanırım internet ulaşımının artması ve kişilerin internetten gereken bilgilere ulaşarak burun estetiği konusunda daha sağlıklı bilinçlenmesi ve aklındaki soruların yanıtlarını almasıdır. Burun estetiği ameliyatının safhaları, riskleri, ameliyat sonrası devre, internette ayrıntılı olarak anlatıldığı için hastaların kafasında artık soru işaretleri çok azalmıştır. Burun estetiği aslında Estetik Cerrahi nin en zor konuları arasındadır. Ameliyatın başarısı büyük oranda estetik cerrahın tecrübesine, el maharetine bağlıdır. Uygulanan teknikler çok farklı olmayıp temelde bir kaç ana yöntem vardır. En kabaca burun estetiği açık ve kapalı teknik olarak ikiye ayrılır. Açık teknikte burun deliklerini ikiye ayıran kolumella denilen kısmın tabanında bir kesi yapılır ve burada ince bir iz kalır. Açık burun estetiği ameliyatı daha çok burun  ucunda kıkırdak ya da yumuşak dokuda problem durumunda tercih edilebilir. Ayrıca dudak yarığı hastalarında burun şekil bozukluğunun düzeltilmesinde açık rinoplasti daha avantajlıdır. Yine sekonder burun revizyonlarında hata düzeltme ameliyatlarında özellikle önemli deformasyonlarda açık rinoplasti uygulanabilir. Açık burun estetiği yönteminde burun ucu derisi kaldırılıp burun ucu kıkırdaklarının üzeri tamamen açılır. Kıkırdakların fazlalıkları çıkarılıp istenen yerlerine şekil verilip destek kıkırdak parçaları dikilebilir. Ancak kapalı rinoplastiye göre açık burun estetiği ameliyatında ödem daha uzun sürer. Daha uzun süre burun ucu şiş ve sert kalır. Hastalarımızın sıklıkla sorduğu bir soru ameliyat sonra görülen burun düşmesi olayıdır. Burun düşmesi doğru yapılan ameliyatlarda görülmemesi gerekir. Kapalı rinoplasti ise daha klasik olup, burun dışında iz bırakmaz. Burun ucundaki ödem ve şişlik daha azdır ve daha çabuk geçer. Kapalı burun estetiği ameliyatında kesiler burun içinden yapılır ve yine ekartörler yardımıyla burun içi burun köküne kadar görülebilir. Ancak burun ucu kıkırdaklarının üzeri tamamen açılmaz ve burun ucu derisi ile kıkırdakların bütünlüğü bozulmaz. Ameliyat sonrası uygulamalar açık ve kapalı burun estetiği yöntemlerinde aynıdır. Burun içi tamponları 3-4 gün sonra çıkarılır. Burun alçısı ise 9-10 günde çıkarılır. Gözaltlarındaki morluk ve şişlikler 10-12 günde geçer. Burun derisindeki ödem ve şişlikler ise % 90 bir ayda kalanı 6-12 ay içinde düzelir. Burun estetiği ameliyatı sonrasında burnun son şeklini alması 6-12 ay sürebilir.
 
 
-Kaş Kaldırma
Son zamanlarda moda olan kaş estetiği ya da kaş kaldırma, uygun hastalarda kısa süren basit bir ameliyatla yapılabilmektedir.  İdeal kaş şekli hakkında çoğu insan yanlış bilgilere sahiptir. Kimilerine göre kaşlar ne kadar kalkık olursa okadar iyidir. Oysa başkalarına göre de kalkık kaşlar kızgın bir ifade oluşturmaktadır. İdeal kaş konusu oldukça tartışmalıdır. Moda olan kaş şeklinden çok kişinin yüz ölçülerine uygn ve daha genç görünüm sağlayacak bir kaş şekli daha uygun olacaktır. Kaş kaldırma için ameliyatsız en basit metod, uygun yerlerinden kaş tüylerini almaktır. Çoğu bayan, bunu uygularken kaş orta kısmının altından tüyleri alarak ortası hilal şeklinde kalkık bir kaş yapmaya çalışmaktadırlar. Oysa süper modellerin yüz resimlerine bakacak olursanız bunun doğru olmadığını görebilirsiniz. Halen geçerli olan kaş şekli düze yakın, kuyruk kısmının daha kalkık olduğu kaş şeklidir. Kaş estetiği ya da kaş kaldırma ameliyatı olmak istemiyorsanız çok daha basit bir şekilde botoks ile kaşlarınız kaldırtabilirsiniz. Tabii botoks etkisi 3-6 süre sonunda geçecektir. Botoks dışında özellikle kaş tüyleri dökülmüş ya da seyrek hale gelenler için diğer ameliyatsız çözüm, dövmedir. Yalnız unutmayın ki dövme yapıldıktan sonra özellikle renkli dövmelerin silinmesi ya da geri dönüşü çok zor bazen imkansızdır. Verilen şeklin ideal olması çok zor değiştirilmesi de imkansızdır. Kaş estetiği veya kaş kaldırma, daha çok genç ve orta yaş gurubuna uygulanıyor. Bu ameliyatta değişik iplikler kullanılıyor. Normal iplik kullanılanlarda kaş kaldırma etkisi oldukça kısa sürüyor çünkü çeşitli nedenlerle doku ve dikiş gevşeyerek kaş tekrar aşağı iniyor. Üzerinde balık kılçığı gibi dikensi çıkıntılar bulunan özel iplikle kaş kaldırma ise 3-5 yıl gibi daha uzun süreli etki sağlamaktadır.
 
 
-Saç ekimi

FOLLİKÜLER UNİTE EKSTRAKSYONU 

      Saç ekimi'nde Micro motor tekniği kliniğimizde uygulanmakta ve oldukça tatminkâr sonuçlar vermektedir. Ömür boyu dökülmeyen bölge olan iki kulak arası ve iki kulak üstünde bulunan saclı bölgeden bir miktar sac teli alınır. Alınan sac telleri micro motor sayesinde kesi olmadan dikiş atılmadan mini punch uçları ile alınır. Punch uçları incedir. İnce punch ile alınan bölgede ne sac alındığı ne de saç ekildiği asla beli olmaz. Saç ekimi - Punch uçları 0.6 mm den başlar ve 1.5 mm ye kadar devam eder. Kliniğimizde sacınıza uygun olan en ince uçlu punch ile çalışılır. Punch uçları ince olduğundan dikiş atmaya gerek kalmadan yara kendiliğinden iyileşir ve iz kalmaz. Saçınız 1 numara tıraş edilir ( Tıraşınız kliniğimizde bizim tarafımızdan steril solüsyonlarla hijyenik olarak yapılır ) Lokal anestezi yapılır. Anestezi en ince uçlarla yapılır. Saç alımı esnasında ağrı veya acı duymazsınız. Alınacak saç kökleri micro motor ile tek tek toplanmaya başlanır. Greft sayınızın tek tek toplanıp 2500-3000 greft olması saç teli olarak 5000-6000 saç teli olması hedeflenir. Yüksek sayıda greft hedeflendiği için işlem 3 saat sürmektedir. Toplanan kökler özel solüsyonlarla muhafaza edilir. Saç alımından sonra kökleri ekmek için uygun saç kanalları, saç yuvarı hazırlanır. Bu işlem sizin saç köklerinizin yönünü, sıklığını ve doğallığını belirleyecek olan işlemdir. Kliniğimizdeki tüm çalışmalar, sizin saç kök yönünüze uygun olduğu için ekilen saçlarınız doğal olacaktır. Kuaförünüz dahi saç ektirdiğinizi anlamayacaktır. Açılan saç yuvalarının ince ve sık olması zor olup el emeğinin en güzel olanıdır. Eğer ince ve sık saç yuvaları hazırlanırsa ekiminizde o kadar sık ve doğal olacaktır. Saçlar uzadığında uzayan saçlarınız kendi saçınızla aynı görünecektir.(Kaba yapılan cerrahilerde ve saç yuvası hazırlamada işlem çok çabuk bitmekte fakat saç diplerinde nokta nokta iz kalmaktadır)

Ekim aşaması: Açılan saç yuvalarına toplanan saç köklerinin tek tek yerleştirilmesi işlemidir. Bu işlemde yine saç kök yönlerinize uygun olarak ekim yapılır ve ekilen saçlar doğal olması için birli ve ikili gruplar halinde ekilir. Ön sıralar bir çizgi gibi değil zikzaklarla doğal olması sağlanarak ekilir. Saçlarınız özel solüsyonlarla temizlendikten sonra ekim sonrası bilgiler verilir. Saçlarınız ekilmiş halde artık evinize gidebilirsiniz. Saçlarınızın uzaması 4 ay sonra başlayacak,1 yıla kadar saçlarınızın uzaması devam ederek dolgunlaşıp daha gür bir hale gelecektir. 

FOLLİKÜLER UNİTE TRANSPLANTASYONU

      Fut tekniği yıllardan beri başarıyla uygulanan ve sürekli yenilenen güvenli bir tekniktir. Büyük açıklıklarda özellikle önerilir. Kliniğimizde sizin daha iyi sonuç almanız için gereken her şey söylenir ve uygun teknik seçilir. Ne kadar saçlı olursanız ekiminiz o kadar doğal ve sık olacaktır. Saçlar toplu halde alınır, daha sonra tekli hale getirilir. Toplu halde daha kısa sürede daha fazla saç teli alınabilir. Bir günde 5-6 saat süren bir işlemde 6000-7000 saç ekmek mümkündür. Kliniğimizde yapılan ekimlerde saçlar en ince hale getirilerek ekilir ve kendi saç yönlerinize uygun ekim yapılır ve ekilen bölgede hiçbir iz kalmaz. Ekim yaptırdığınızı kimse anlamaz. Saç ekilen bölgede hiçbir iz kalmamaktadır. Bir sonraki işlem için 6 ay beklenmelidir (bekleme aşamasında FUE yapılabilir). İz kalmaması için enseye dikiş atmak gereklidir. Birçok saç ekim merkezi ensedeki dikişlerden dolayı iz kalmasına karşılık size fue’yi önerirken, kliniğimizde plastik cerrahi uzmanı tarafından yapılan estetik dikişlerde % 90 iz kalmamaktadır. Nadiren alın çizgisi gibi bir iz kalma ihtimali vardır. Bu iz kalsa dahi saçlar arasında kaybolur. İz kalmasını istemiyorsanız doktorunuzun plastik cerrahi uzmanı olmasına ve tecrübesine dikkat ediniz. Kliniğimizde çok saça ihtiyacı olanlar için önce fut tekniğiyle 6000 civarında saç çıkarıp, 6 ay beklemek yerine, fue ile desteklenen ekim yapılmaktadır. Böylece daha kısa sürede daha fazla saç ektirme şansına sahip olabilirsiniz.

 
 
-Liposuction

Diyet ve egzersizle kilo verdikten sonra giderilemeyen yağ fazlalıkları liposuction ile giderilebilir. Liposakşın vücudun herhangi bir bölgesinde yağ fazlalığını azaltmada kullanılır. Bölgesel olarak dolgunluk azaltmada mükemmel bir yöntemdir fakat etkili bir kilo verme yöntemi değildir. Genellikle liposakşın ile bölgesel aşırı yağlanmaları olan kişilerde en dramatik sonuçlar elde edilmektedir.

Hafif kilolu hastalar liposuction dan daha çok fayda görebilirler. Normal kiloda veya yakınında olmak en iyisidir. Eğer obezite ya da aşırı kilonuz varsa öncelikle zayıflamanız gerekir. Deri elastikiyetinin iyi olması, yağ alındıktan sonra bollaşan derinin yeni ölçülere kolaylıkla uyum sağlamasına yardımcı olur. Liposakşın sırasında çıkarılan yağ dokusu gerekirse yağ enjeksiyonu için kullanılabilir. Ancak bu uygulama için alınan yağ hücrelerinin steril olarak bazı işlemlerden geçirilmesi gerekir. Ameliyat için kesin yaş sınırı yoktur.

Genellikle liposakşın işlemi 1-2 saat sürede tamamlanır, fakat emilim yapılan alanın büyüklüğü ve miktarına bağlı olarak süre yarım saatten birkaç saate kadar uzayabilir. Prosedüre başlamak için, "kanül" adı verilen küçük emici tüpleri içeri sokmak amacıyla çok ufak bir insizyon (kesi) yapılır. Kanülün dışarıda olan öteki ucu ise güçlü bir vakum yaratan bir makinaya bağlıdır.

Ultrasonik liposuction:
Yağları almadan önce özel bir alete bağlı, liposuctionda kullandıklarımıza benzeyen bir borucuk ameliyat bölgesinde dolaştırılır ve bu borucuğun yaydığı ultrasonik titreşimler (ses dalgaları) ile yağ hücreleri parçalanır. Yağ dokusu adeta koyu bir sıvı şeklinde dışarı akıtılarak alınır. Ancak bu işlemde kontrolsüz olarak gereğinden fazla yağ dokusu parçalanır ve deri yüzeyinde çökme riski artar. İlk zamanlarda bir mucize olarak görülen bu yöntem günümüzde hala tartışmalıdır.

Islak Teknik ya da Tümesan teknik:
Liposuction yapmadan önce uygulama bölgesine içinde formüle dayalı bazı ilaçlar olan belli miktarda sıvı enjekte edilir. yağ hücreleri bu sıvı ile şişer ve işlem kolaylaşır. Günümüzde bu yöntem artık olmazsa olmaz olarak kabul edilen bir tekniktir. Verilen sıvı içerisinde kanamayı durduran (adrenalin), ağrıyı kesen lokal anestetikler (lidocain) gibi ilaçlar bulunmaktadır.

 
 
Mira Estetik ve Epilasyon'da yer alan her türlü estetik operasyonlarla ilgili bilgi kişilerin aklına takılan soruları cevaplamaya yönelik olup, hiç bir şekilde kişinin doktorundan bağımsız teşhis ve tedaviye yönlendirilmesi anlamına gelmemektedir. Uzman hekimlerin nezaretinde katılacağınız bir teşhis ve tanı prosedürü sizlere çok daha yararlı ve kapsamlı bilgi sağlayacaktır. Güzel ve huzurlu günler dileriz.
 
aa
aa
aa
Bütün hakları saklıdır 2008-2009 MiraEstetik ve Güzellik Merkezi